Uluslararası Eğitimin Kazandırdıkları

Uluslar Arası Eğitimin Kazandırdıkları

Yaşları farklı, hayalleri farklı, hedefleri farklı 6 insan. Hepsi de eğitim için yurtdışına gitti. Gitti ve yaşamlarına giren mucizeleri dile getirdi...

Jozi Namer

25 – Makine Mühendisi
Baruch College, Zicklin School of Business/ Amerika - MBA Eğitimi
 
Amerika Johnson & Johnson International’da yönetici geliştirme programında çalışıyor!
 
Bir çok kişi gibi bende liseden beri yurtdışına gitmenin planlarını kuruyorduk. Eğlence amaçlı bu planlar zaman içinde  yurtdışında yüksek lisans yapmak olarak değişti. MBA eğitimi almak istiyordum. Üniversiteden sonra 2 yıllık bir iş tecrübem olmuştu. Bu sayede MBA programlarının kesin olarak istediği iş tecrübesi şartını da sağlamış oldum. Gideceğim ülkeye karar verirken bir çok etken ibrenin Amerika’ya dönmesinde etkili oldu.Dil, programların içeriği, kişisel tercihler, zevkler, tanıdık olması gibi bir çok irili ufaklı nedenlerle Amerika’yı tercih ettim. Ama bütün bu özenli seçimime rağmen geldiğimde tam bir kültür şokuna girdim. Ne kadar modern bir yaşamın parçası olsak da, Amerika'ya gelince kültür çatışmaları kesinlikle yaşanıyor. Bu şoku atlatmak zaman alıyor ama ailenizin, Türkiye’de bıraktığınız sevdiklerinizin desteği de şart! Onların cesaret verici, ümit dolu destekleri olmasa, her şey çok daha zor olurdu herhalde. Makine mühendisi olduğum halde MBA eğitimi almak istedim ve bunu yaptığım içinde çok memnunum.
 
Bu sayede hem eksik olduğum konularda hakimiyetimi arttırdım, hem de bazı pozisyonlarda karsılaştığım "Mühendissin, anlamazsın" öngörüsünü kırmama yardımcı oldu. Açıkçası bu eğitim beni iş hayatında tam istediğim konuma getirdi. MBA öncesi amacım, uluslararası şirkette iyi bir pozisyona girmekti ve ben  bunu başardım. Ama ne olursa olsun aslında Amerika da master yapmaya sadece eğitim olarak değil, büyük bir hayat tecrübesi olarak bakmak lazım. Bir yazar "Yola çıkmak, bilinmeyeni öğrenmek için hayata atılan cesur bir adımdır." demiş. Bence yurtdışına yaşamak; Türkiye’ye dışardan bakabilmek, bazı şeyleri eleştirebilmek, bazı şeylerin değerlerini bilmediğini fark edip onlara özen göstermek, demek. Yurtdışında yaşamak; özlem yaşayıp olgunlaşmak, yeni insanlar, yeni görüşler tanımak, iyisiyle kötüsüyle özgürce yasamak,  eğlenmek, ama en önemlisi kendi ayaklarının üstünde durabilmek...büyümek, demek.
 
Murat Erinal

21- Öğrenci
The University College of Cariboo / Kanada – Üniversite Eğitimi
 
İşletme bölümünde okuyor.
 
Yurtdışında okumaya lise 2’de karar verdim. Türkiye’nin şartları, üniversiteye girme zorluğu ve girmek için yaşanan stres benim bu kararı vermemde yardımcı oldu. Bir de İngilizce’yi ana dil kadar iyi öğrenme şansı. Türkiye ve Kanada üniversite fiyatlarının çok fark olmaması da benim buraya gelişimi kolaylaştırdı. Şahsen, vereceğim para aynı olduktan sonra yurtdışında eğitim görmeyi çoğu zamane öğrencileri gibi ben de tercih ederdim ve ettim de. Kanada’nın çok güzel bir ülke olduğunu duymuştum. Fiyatları da uygun olunca okumak için bu ülkeyi seçtim ve Cariboo’ya başvurdum. 1 yılımı dolduruyorum burada. Yurtdışında okumanın en önemli yanı o ülkenin dilini en iyi ve kıvrak şekilde öğrenebilmek bence. Tabii bir de Kanada gibi bir yerde dünyanın dört bir yanından insanlarla tanışma şansın var. Onların kültürlerini tanıyabiliyor, dünyaya farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorsun.  Sosyal bir insan olduğum için geldiğim ilk günden beri zorluk çekmedim. Tek yaşadığım zorluk saat farkıydı. İlk gün tam 18 saat uyumuştum. Aslında yurtdışında okumak kolay bir iş değil. Herkes yapamıyor. Geri dönenler bile olabiliyor. Bu yüzden yurtdışına okumaya karar vermeden önce çok iyi düşünmek gerekiyor. Yola çıktıktan sonra geri dönmek en kötü olanı bence. İyi değerlendirme yapmak lazım. Kendine inanan ve gerçekten isteyen herkesin karşılaştığı zorlukları aşabileceğine inanıyorum. En azından ben öyle yapıyorum. O yüzden yaşadığım şeyleri bir zorluk olarak görmüyorum. Biliyorum ki burada aldığım eğitim ve yaşadığım yıllar bana çok güzel bir geleceği de beraberinde getirecek.  
 
Funda Şahin

30 -Medya Direktörü
University of California –Berkeley / Amerika - 4 aylık Sertifika Eğitimi
 
Universal Mccan’de medya direktörü olarak çalışıyor.
 
“1,5 yıldır çalışıyordum, gitmeye niyetlendiğimde. İşimden ayrılmadan gitmek istediğim için kısa süreli bir eğitime ihtiyacım vardı. Master yapacak vaktim yoktu çünkü. Bu yüzden 4 aylık yoğunlaştırılmış marketing programını seçtim. Eğitim programı bütün gün sürüyordu. 1 yıllık programı biz 4 ayda görmüş olduk aslında.
 
Sertifika programına başlamadan önce ingilizcem yeterli olduğu halde hem Amerika’ya adaptasyonumu sağlamak, hem de ingilizce bilgimi daha iyi bir seviyeye getirmek için 2 ay dil kursuna gittim. Bu 6 ay bana büyük bir hayat tecrübesi kazandırdı. Kişisel olarak geliştirdi, İngilizceyi çok daha bilinçli bir şekilde öğrenmemi sağladı. Aldığım eğitim sayesinde reklam-pazarlama ve iletişimin tüm dünyadaki uygulanışını gördüm. Ben üniversitede reklamcılık okumuştum. İşimin pazarlama boyutunu gördüm. Her biri farklı ülke ve işlerdeki sınıf arkadaşlarımın anlattıkları sayesinde onların tecrübelerinden faydalandım. İşime geri döndüğümde kısa bir zaman içerisinde terfi ettim zaten. Amerika’da aldığım bu eğitim, benim iş hayatımdaki ilerlememi kesinlikle hızlandırdı. Son olarak söylemek istediğim bir şey daha var: Orada geçirdiğim sene, hayatımın en mutlu ve güzel yılıydı.
 
Yalçın Nemli

29 –Öğrenci
GEOS New York / Amerika – Dil Kursu
 
Dil kursunun yanı sıra, GEOS’da çalışıyor.
 
Türkiye’de 1 sene boyunca kursa gitmeme rağmen İngilizcem iyi değildi. Sonuçta günlük hayatta İngilizce konuşmayınca bu iş olmuyor. Tam bu sırada green card çıkınca hiç düşünmeden Amerika’ya gitmeye karar verdim. 16 aydır da aynı okuldayım. Hem İngilizcemi geliştirmeye devam ediyorum, hem de çalışıyorum. Görevim Türkçe mailleri incelemek ve cevap yazmak. Türkiye’deki acentalara ve gelen öğrencilere yardımcı olmak. İngilizce konuşan birini konuşurken anlamak, deyimler öğrenmek ve bunları kullanmak çok büyük zevk. Sanki puzzle parçalarını yerleştiriyorsun. Bir de New York halkının %60’ı yabancı. Bu da insanı rahatlatıyor.
 
Japon,Koreli,Meksikalı,İspanyol her ülkeden insan var. Onların İngilizce konuştuğunu görünce, ben neden yapamayayım diyorsun. Her şey basamak basamak, merdivenleri çıktıkça güven geliyor ve daha hızlı çıkıyorsun. Amerika’ya ilk geldiğimde ben de hemen adapte olamadım tabii. Bize yanlış gelen bazı hareketler, onlara doğru gelebiliyor. Zaman içinde alışıyorsun ama burada en önemli nokta rahat ve önyargısız olmak. Türkiye’deki gibi yaşayarak ya da düşünerek kültür paylaşılamıyor çünkü. Amerika’nın bana verdiği sadece iyi İngilizce konuşabilmek değil. Başka kültürler tanımak ve yalnız yaşamanın özgürlüğünü tatmak ta benim için büyük kazanç oldu.
 
Ayça Kayıhan
 
26 –Ekonomist
London School of Economics / Ingiltere – Master Eğitimi
 
Borusan’da Stratejik Planlama Uzmanı olarak çalışıyor.
 
Ekonomi lisans derecemi, işletme yüksek lisansı ile pekiştirerek iş hayatında daha verimli kullanabileceğimi düşünerek yola çıktım. Ve yurtdışı tecrübesinin bana akademik getirilerinin yanı sıra değişik kültürlerle kaynaşmak, kendi ayaklarımın üzerinde yaşayabilmek gibi deneyimleri kazandıracağını düşündüğüm için araştırmalarımı yurtdışındaki okullar üzerinde yoğunlaştırdım. İngiltere’nin Türkiye’ye yakın olması, master süresinin kısa olması, eğitim kalitesi, Avrupa kültürüne olan ilgim ve seçtiğim okulun Londra’da, Avrupa iş hayatının merkezinde olması İngiltere’yi tercih etmemde büyük rol oynadı. İngiltere’nin en iyi okullarından biri olan London School of Economics’e başvurdum ve kabul edildim. Ve İngiltere’de geçirdiğim yıllar ve aldığım eğitim sayesinde alanlarında başarılı akademisyenlerle çalışma fırsatı buldum. Londra’da iş çevresinden kişilerle tanıştım ve onların tecrübelerinden faydalandım. Araştırma ağırlıklı çalışma kültürü edindim. Dünyanın dört bir yanından yakın arkadaşlar kazandım ve onların kültürlerini tanıdım. Gelecekte, değişik koşullara kolayca adapte olabilme ve değişik fikirlere açık olma gibi yetkinliklerimin güçleneceğini düşünüyorum. Yurtdışında eğitimde geçirilen zamanda oradaki bütün kaynakları sonuna kadar kullanmak, fırsatları iyi yakalamak lazım. Çekingen olmamak, çok fazla insanla tanışmak, bağlantı kurmak çok önemli. Çünkü bence yurtdışında okumanın akademik katkılarının yanı sıra sosyal getirileri ve kişisel gelişime katkıları da oldukça fazla.
 
Burak Kayzum

23 –Öğrenci
Edmonds Community College / Amerika – Üniversite Eğitimi
 
Görsel İletişim Tasarımı bölümünde okuyor.
 
Daha once İstanbul Bilgi Üniversitesinde okuyordum. Kişisel nedenlerden dolayı buradaki eğitimimi yarım bırakmıştım. Üniversiteye geri dönmeye karar verdiğimde ise artık alacağım eğitimin bir ayrıcalığı olmasını istedim. Akademik getirilerinden daha çok, farklı kültürleri tanımanın ve yabancı bir ülkede yaşamanın artı tecrübeler getireceğine inandığım için yurtdışında okumaya karar verdim. Zaten Amerikayı seçmemin de en büyük nedeni en kozmopolit ülkelerden biri olması. Amerika’dayken sadece Amerikalıları değil, birçok farklı milletten insanı bir arada tanıyor, yeni deneyimler kazanıyorsunuz. Yabancı dilimin gelişmesi, alternatif bakış açıları kazanıyor olmak yurtdışında geçirdiğim günlerin bana şu ana kadar diğer kazandıkları.

Ailemi,ülkemi, geride bıraktığım anıları ve arkadaşlarımı hepsini özlüyorum tabii. Ama bunlar böylesi bir tecrübe ve eğitim imkanı için katlanabilecek zorluklar...Aslında burada beni en çok ülkemiz hakkında pek bir bilgisi olmayan insanların garip yorumları ve sorularıyla karşılaşmak zorluyor diyebilirim.
 
Necmi BanIşta

39 – Art Direktör
The Canadian College of English School / Kanada –3 aylık Dil Eğitimi
 
Şu anda bir reklam ajansında art direktör olarak çalışıyor.
 
Kanada’ya gitmeden önce 1 yıl “Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu”nda kursa gitmiştim. Intermediate seviyesine geldiğim zaman da yurt dışında pratik yaparak İngilizce’mi geliştirmemin doğru olacağını düşündüm. Reklam sektöründe çalıştığım için bu benim için bir gereklilikti. Kanada’da geçirdiğim 3 ayın sonunda günlük konuşma pratiğim inanılmaz derecede gelişti. Yabancı bir ülkede yaşamaya başladığınız an ister istemez oradaki günlük yaşama adapte olmanız gerekiyor. Bu da size bol bol konuşma imkanı sağlıyor. Ama bence kaldığım süre yetersizdi, en az 6 ay yurtdışında kalınmalı diye düşünüyorum. Kanada’yı tercih etmemdeki en önemli neden fiyat olarak uygun oluşu idi. İngilizce öğrenmek için Kanada’nın doğru bir ülke olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, İngilizce’leri çok temiz ve anlaşılır, hiç aksanları yok. İnanılmaz derecede dost ve sıcaklar, özellikle okul idarecileri ve öğretmenler. Arkadaşlık ilişkileri çok iyi. Dünyanın pek çok yerinden yeni insanlar tanıma şansınız oluyor. Bir yabancı dili orta seviyede bile konuşmaya başladığınız anda, çevreniz birdenbire genişliyor, yaşamınıza yeni insanlar giriyor. Artık dünyanın sanıldığı kadarda büyük olmadığını biliyorum.

Akare Magazin makalesinden alinmistir.