Bir İspanya Macerası Enforex Dil Okulu



Merhaba,
Adım Bartu Hunduroğlu. İstanbul Aydın Üniversitesi İspanyolca Çevirmenlik son sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda Turkf1.com sitesinin diğer serilerden sorumlu editörüyüm. Hayatımın en güzel zamanını anlatacağım. Hazır mısınız?
Açıkçası Academix’e ilk geldiğimde İspanya’daki dil okulları hakkında araştırma yaptığımızda çok güzel bilgiler edindim. Önce Don Quijote’yi seçmiştim fakat sonra fikrimi değiştirip Enforex’e yazıldım.
Sonrasında vize işlemlerim için belge toplamaya başladım ( işin en zor kısmı burasıydı ). Vize işlemlerimi hallettikten sonra neredeyse 1 ay kadar bekledim. Vizeyi almıştım ama onu gördükten sonra iki gün kadar yüzümden gülümseme düşmemişti.
Vize işlemlerini hallettikten sonra uçak biletimi de aldım. Kesin olarak gidiyordum. Hiçbir şey benim önümü kesemezdi! 
O gün geldi çattı. 2 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul-Madrid uçağı beni bekliyor ve yeni maceralara atılmak için hava alanına gittim.
Tüm işlemleri hallettikten sonra uçağa binme sırasında benim gibi üniversite okuyan Türk bir arkadaşla tanıştım. O da benim gibi Salamanca’ya gidiyordu. Beraber gitme kararı aldık.
Madrid’de uçaktan indikten sonra pasaport kontrolünden geçtik ve bavulları aldık. Fakat dışarı çıktığımızda, ilk defa yurt dışına gittiğim için, etrafa bakıp sırıtıyordum.
Bir sorun vardı. Nasıl gideceğiz?
Oradan direk otobüs olduğunu biliyordum fakat internetten Euro üzerinden alındığını bilmediğimizden hava alanında yaklaşık olarak 2 saat önce Chamartin’e sonra Salamanca’ya nasıl gidebileceğimizi araştırdık.
Bu bize ciddi anlamda zaman kaybettirdi. Özellikle yer bilmeyen insanlar bize vakit kaybettirdi.
Chamartin’e geldikten sonra tren biletimizi aldık ve Salamanca’ya doğru yola çıktık.
Biz trenin erken varmasını istiyoruz çünkü hava kararacak ve evi nasıl bulacağımı düşünüyordum. Bu esnada yanımdaki arkadaşım da kalacağı yurda varmak istiyordu.
İlginç bir nokta dikkatimizi çekti. Saat sekiz buçuk olmasına rağmen dışarısı gündüzdü. Yani bu havanın daha geç kararacağı anlamına geliyordu.
Bize sondan bir önceki durakta inmemizi söyleyen kondüktörü dinlemeyip son durakta indik.
Trenden indikten 15 dakika sonra arkadaşımla bir hafta sonraki final maçını izlemek için sözleşip ayrıldık.



Fakat bu esnada insanlara İspanyolca sorular sormama rağmen bilmiyorum ya da başkalarına sorun gibi cevaplar alıyorum.
Bir şekilde evin olduğu caddeye çıktım ve sormaya devam ettim. Sonunda apartmanı buldum. Rastgele bir zili çalıp kendimi tanıttım ve rastgele bir kata çıktım. Şansıma kaldığım aileymiş.
Anne Maria ve oğlu Manuel beni çok güzel karşıladılar. Odam çok güzeldi. Tek kişilik küçük tam bana göre bir odaydı. Anne Maria bana yemek hazırlamıştı. İtalyan usulü bol malzemeli bir spaghetti yanında turşu ve ekmeğin üzerine zeytin ezmesi sürmüştü.
İtiraf ediyorum turşu rezaletti. Üstüne mayonez sıkılmışsa mideye ciddi anlamda zarar verebilir.
Sonra evin köpeği Cucci ile tanıştım. Beni görünce hoş geldin dercesine havlamaya başladı. Çok sevimliydi. Kendini de bayağı sevdirdi.
Yemekten sonra Anne Maria bana şehrin haritasını verdi. Ertesi günü şehri gezmeye çıktım. Plaza Mayor denilen ana meydana gittim. Tam bir güzellik abidesiydi.
Oraya gittikten sonra haritaya bakmadan farklı yoldan eve gitmeyi başardım. Her ne kadar yanlışlıkla şehrin dışına da çıksam buldum evi. 
Biraz dinlenme amacıyla eve gittim. Yarım saat sonra tekrar çıktım. Bu sefer okulu aramak için. Elimde adres ve harita var fakat okulu bir türlü bulamadım. İşin kötü yanı insanlar yine yer bilmiyor.
2 saatlik arama sonucu bulduğum okulun tabelası taşıt plakası gibi olduğundan bulamadığımı fark ettim.
Eve gittiğimde inanılmaz açtım. Bir şeyler yemem gerekiyordu derken tanımadığım iki kişinin salonda oturup maç seyrettiklerini gördüm.
Bir tanışma sonrasında ikisinin de Amerikan olduğunu öğrenip ne için geldiklerini sordum. Öğrenci değişim programı olduğunu söylediler. Bir de yirmi yedi saatlik yoldan geldikleri için birisi oturduğu koltukta uyuya kaldı. Ev arkadaşlarımla tanışmak güzeldi.
Ertesi sabah sınav için Enforex’e gittim. Beni orada da sıcak karşıladılar. Sınavdan sonra yine bir Amerikan arkadaşla tanıştım.
Sonrasında ismim okundu ve beni bir sınıfa götürdüler. Sınıfta sekiz kişiydik. Tek Türk aralarında bendim. Bu benim için bayağı iyiydi.
Ders sonrası direk kafeteryaların yolunu tuttum. Yine açtım.
Fazlasıyla doyurucu bir bonfilenin ardından ödevlerimi yapmak için eve gittim. Ödevleri yaptıktan sonra dışarı çıktım.
Ama nedense dışarıda insan yoktu. Sonradan saat 2 ile 5 arası siesta molası olduğunu öğrendim. Saat üçtü ve dışarıda neredeyse her yer kapalıydı. Mecburen eve döndüm.
Okul birkaç gün sonra Toledo şehrine gezi düzenliyordu. Fakat bir hata yapıp gitmeme kararı aldım. Salamanca’yı gezmek istedim. Keşke yapmasaydım.
Ama şehri gezmemin bana şu avantajı oldu. Editörlük yaptığım siteye köşe yazısı konusu çıktı. İnsanlarla dışarıda motor sporları hakkında sohbet ettim. Bu konuda bir takım bilgiler aldım.
Sonraki hafta okuldaki arkadaşlarımla sohbeti ilerlettik. Hatta aramıza Alman bir amca da katıldı. Onun öğrenme isteğini hiç kimsede görmediğimi söylemem çok doğru olur.
Sınıfta üç İrlandalı, iki Brezilyalı, bir Tayvanlı, bir Koreli ve aramıza sonradan katılan Alman amcamız vardı.
İkinci hafta sonumda komşu şehir Avila’ya gitme kararı aldım. Kesinlikle tavsiye ederim. Çok küçük hatta yürüyerek tüm şehri dolaşabilirsiniz. Tabi surlarını ve Santa Maria kilisesini gezmeden dönmeyin.
Az daha unutuyordum. Doğum günümü orada kutladım. Oradaki Türk arkadaş beni grubuna aldı. On beş kişi onun kaldığı yurtta toplanıp sürekli takıldığımız disko Camelot’a gittik.
Aslında bu ilk gidişimizdi onlarla. Hatta benim tavsiyem üzerine gitmiştik. Bir de orman partisinin olduğu güne denk geldi. Sonrasında köpük partisine gittik. Unutulmaz bir doğum günü oldu benim için.
Sabaha kadar eğlendikten sonra hiç uyumadan direk okula gitmiştim. Dersten sonra 2-3 saatlik uykuyla iki adet enerji içeceği içtikten sonra diskonun yolunu tutuyorduk.
Salamanca gece kulüpleri ve barlarıyla ünlü bir şehirdir. Bu yüzden özellikle Camelot adlı diskoya gitmenizi tavsiye ederim. Bar olarak The Holy Cross, The Molly Cross ve Irish Pub’a gitmenizi tavsiye ederim.
Partilerin olduğu gün Camelot’ta fotoğraflar çekiyor ve diskonun Facebook sayfasında yayınlanıyor. Ayrıca içkileri de çok ucuzdur. Aman içkiyi çok ucuz diye kaçırmayın. 
Üçüncü haftaya girdiğimizde okul Ledesma, Zamora ve Miranda do Douro ( Portekiz ) şehrine gezi düzenliyordu. İkinci sıraya adımı yazdırıp o günün gelmesini bekledim. Geldi de…
Çok zevkliydi fakat Portekiz’deki o 1 kiloluk bonfileyi yiyince akşam yeme ihtiyacım kalmamıştı. Nedense Zamora’yı pek sevemedim. Çünkü duvardaki grafitiler çok korkutucuydu. Ayrıca şehir çok büyük ve Salamanca gibi hayat yoktu.
Ledesma ve Miranda do Douro şehrini çok sevdim. Mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında.
Ertesi günü 3 arkadaş Avila’ya gittik. Orada da ilginç bir anı oldu. Barmenle hesap öderken bir dakikada üç dil çevirmiş oldum. Türkçe-İspanyolca-Türkçe, İspanyolca, İngilizce-İspanyolca-İngilizce. Bir de arkadaşlarıma rehberlik yapmış olmakta güzeldi.
Son haftaya girmiştik. Asıl en duygusal olan kısmı burasıydı. Çünkü o haftanın sonunda Türkiye’ye dönecektim. Oradaki arkadaşlarımdan ve alıştığım yaşama veda edip gelmek tabiri caizse biraz koydu.
Okuldaki son güne gelmiştik. Sertifikalarımız verildi herkesle vedalaşıp okuldan çıktım. Gerçekten çok üzücüydü. Eve gidip bavulumu hazırladım.
O günün akşamında Salamanca Üniversitesi’nden arkadaşlarımla yurt lobisinde yemek verdik. Ben yemek yapmayı bilmediğim için içecek aldım.
Bilseydim o birayı almazdım. %0.1 oranındaki biradan ne beklersiniz. 
Endonezyalı bir arkadaşımla ana meydandaki konsere denk geldik. Konser ikimizi de gaza getirmiş olmalı ki Camelot’un yolunu tuttuk. Fakat fark ettik ki saat sabahın dördü. Bir saat durup evlerin yolunu tuttuk.
Son gün gelip çatmıştı. Dokunsan ağlayacak gibiydim bütün gün. Otobüs biletimi alıp eve geçtim. Bavulumu yolculuk için hazır ettim.
Son bir kez dışarı biraz etrafı gezineyim diye çıktığımda arkadaşlarımla karşılaştım. Tren istasyonuna gidip onlara Madrid gezisi için bilet aldık.
Çin Restorantına gittikten sonra bir siesta molası yaptık. Son akşam yemeğini de yedikten sonra evdekilerle vedalaştım.



Yurda gittikten sonra yine Camelot’a gittik. Küçük çaplı bir dans yarışmasını da zevkle izledikten sonra sabaha kadar eğlendik. Sabah eve gidip bavulumu aldım ve bir teşekkür notu bıraktım. 
Fakat önceki gün gibi dokunsan ağlayacak gibiyim. Arkadaşlarımla yurtta vedalaşıp otobüs durağının yolunu tuttum.
Otobüs kalktıktan 3 saat sonra hava alanına vardı. Hava alanında işlemleri hallettikten sonra uçağa bindim. Ama üzerimdeki moral bozukluğu anlatılmaz yaşanır. Hatta uçakta dayanamayıp ağlamışlığım bile var.
Ülkeye girişimi yaptım ama daha yapılacak işim de vardı. Siteye köşe yazısı yazmam gerekiyordu. Yazdıktan sonra sürmanşet olarak sitede yayınlandı.
Gidecek arkadaşlara bir takım tavsiyelerim olacak.
Mesela aile yanında kalmanın kötü yanları var. Kıyafetler haftada bir kez yıkanıyordu ve bu yüzden pantolon ve kapri sıkıntısı çektim.
Ayrıca yemek yapamıyorsunuz ve istediğiniz yemek önünüze gelmiyor. Sabah kahvaltıları çok kötüydü. Şekerli bisküvi, kurabiye ve kahve bir süre sonra mide bulantısı yapabiliyor.
Eve misafir getirmek kesinlikle yasaktır. Buna katılıyorum. Ev sahibi olan kadın haklıydı.
Yurtta kalmanın şu avantajları vardı. Dışarıdan misafir rahatça girip çıkabiliyor. ( bkz. ben ) İstediğiniz yemeği yapabiliyorsunuz. İki euro karşılığında kıyafetlerinizi istediğiniz zaman yıkayıp, durulayabiliyorsunuz. Bir de ütü var bu iki euronun içinde.
Şehir olarak Salamanca’yı ve Avila’yı kesinlikle tavsiye ederim. Her iki şehirde beni tarihiyle büyüledi.
Toledo, Burgos, Sevilla, Segovia, Valencia ve San Sebastian’a gitmeden dönmeyin. İmkanınız varsa San Sebastian ve Valencia’da denize girin.
Dil okulu olarak Enforex’i ben bayağı beğendim. İyi ki gitmişim dedim. Ama diğer dil okullarını ve Salamanca Üniversitesi’nin dil okulunu da tavsiye ederim.
Bu arada unutmadan yazdığım köşe yazısının linki. Umarım beğenirsiniz. Herkese iyi seyahatler…
Son olarak Kadıköy ofisten Selçuk Bey’i bulun. O her şeyi elinden geldiğince anlatıyor. Salamanca onun önerisi ile oldu. Çok fazla İspanyolca konuşulmayan Barcelona’ya ya da oldukça pahalı olan Madrid’e beni göndermektense tam olarak istediğim, güzel bir İspanyol şehrine beni gönderdi.
Kendisine ve Academix’e teşekkür ederim.

Bartu Hunduroğlu
Enforex Dil Okulu, Salamanca - İspanya
2016 Dil Okulu
Academix Danışmanı: Selçuk Berber
selcuk@academix.com.tr
+90 216 345 06 05 | +90 505 179 59 55