İngiltere'de Dil eğitimi - Eurocentres


İngiltere'de Dil Eğitimi



Yıllardır İngiltere, özellikle Londra hakkında çok şey duymuştum ama hiç gidip deneyimleme fırsatım olmadığından açıkçası hep fazlaca abartıldığını düşünüyordum. Yakınlarda gerçekleştirmiş olduğum Eurocentres Dil Okulları İngiltere gezim sayesinde aslında hiç de abartılmadığını aksine insanın bir fırsatı olursa mutlaka ve mutlaka İngiltere’yi görmesi kanaatine vardım.

Londra; muhteşem tarihi ve yapılarıyla, yemyeşilliğiyle ve neredeyse hiç korna sesi duymamamla şu ana kadar gezmiş olduğum ülkelerin ilk sırasında yer aldı. Binalar ve evlerin yapıları öyle bir uyum içinde ki şehir adeta bir melodi gibi akıyor ahenk içinde. İstanbul’u aratmayan dinamiği insanı canlı tutarken, aynı zamanda sokaklar günümüz zamanında bile geçmişin esintilerini size hissettiriyor. Her bir adımımda tekrar tekrar büyülenerek şaşkınlıkla bu ihtişamlı yapıların nasıl bu kadar iyi korunabildiğini aklım hayalim almadı. Tüm sokaklar birbirine benzediğinden arada kayboldum tabii, ama o noktada da kurtarıcım dakikada bir gelen metro seferleri oldu. Oxford Street’te alışveriş keyfinin gerçekten başka olduğu ve yorulduğunuzda neredeyse her köşe başında bulunan organik kahveleri ve lezzetli sandviçleriyle “Pret A Manger” ise favori köşe başı kurtarıcı dükkânım oldu.

İngiltere'de Dil Eğitimi

Eurocentres 39 lokasyonda bulunan, 7 dilde eğitim sunan bir vakıf okulu, aynı zamanda %96 öğrenci memnuniyetine sahip bir kurum. Kültürel aktiviteleri, sınav hazırlık kursları, iki haftada bir öğrenciyle birebir durum değerlendirmesi yapmasıyla rahatlıkla öğrencilerimizi yönlendirebildiğimiz, bizim açımızdan da en önemli hususlardan biri olan öğrencilerimizle ilgi alakalarıyla bizi mutlu eden bir okulumuz. Her öğrencinin My Eurocentres hesabı bulunmakta, bu hesapta örnek testler, ödevler, diğer öğrencilerle iletişim kurdukları bir platform var. Öğrenciler, kurslarını bitirdikten sonra 3 ay daha My Eurocentres hesaplarına giriş yapma hakkına sahip oluyorlar. Öğrencilerimiz buradan gitmeden önce seviye tespit sınavının dinleme ve gramer kısmını yapabiliyor, geriye kalan konuşma ve okuma kısımlarını ise okula gittiğinde ilk gününde yapıyor, böylece daha hızlı bir şekilde seviyesi belirlenmiş ve ona göre bir sınıfa yerleştirilmiş şekilde kursuna başlayabiliyor.

Okul gezimin ilk durağı Eurocentres – Londra Eltham kampüsüydü. Eltham Sarayı’nın yanında bulunan okul kampüsü yemyeşil bir alanda sükûnetin içerisinde adeta. 4 yıldır işleyen Eltham kampüsü Londra’da gürültüden ve kalabalıktan uzak sadece derslere yoğunlaşmak isteyen öğrenciler için ideal, daha canlılık arayan öğrenciler için ise Londra merkezde de London – Central kampüsü bulunuyor. Londra merkezden Eltham kampüsüne metroyla 20 - 25 dakikada ulaşabiliyor, güvenli ve sakin bir bölge olarak hatırlayabileceğimiz, Türk öğrenci oranının en az olduğu kampüs. Ferah, bembeyaz bir okul olan Eltham kampüsünde sizi rahatsız edebilecek tek ses kuş cıvıltıları.



İkinci durağım olan Eurocentres – Brighton kampüsü ise Brighton’ın en canlı caddesinde bulunuyor. En merkezi caddede bulunduğu için öğle arasında öğrencilerimizin istediği yemeği yeme, yerel kafelerde ve restaurantlarda öğle tatillerini geçirdikten sonra derslerine dönmeleri çok rahat oluyor. Benim sayabildiğim 5 tane Türk restaurantı vardı, yani muhteşem mutfağımızı özleyen öğrencilerimiz için seçenek bol. Brighton Museum & Art Gallery ise kesinlikle görülmeden dönülmemesi gereken bir yer. Yanınızda fıstık götürürseniz eğer sincapları elinizle besleyebiliyorsunuz ve ısırmıyorlar. Bahar aylarında, özellikle yaz döneminde Brighton’ın meşhur sahilinde (özellikle hafta sonları iki günlüğünde Londra’dan gelen çok kişi oluyormuş.) okul çıkışı güneşlenebilir, sahilde bulunan yerel kafelerinde içinizi serinletecek limonatalar içerek dil eğitiminize ayrı bir keyif katabilirsiniz. Havaların güzelleşmeye başlamasıyla festivalleri, komedi kulüplerini ve aynı zamanda açık hava tiyatrosunu deneyimlemenizi tavsiye ederim.

Eurocentres Bournemouth okul binası ise yeşillikler içerisinde çok güzel, insana huzur veren bir enerjiye sahip. binanın içerisine adım attığınız an binanın ruhunu hissedebiliyorsunuz. Gayet modern ve keyifli şekilde dizany edilmiş öğrenci yurdu okula 12 dakika yürüme mesafesinde bulunuyor ve yurt Bournemouth University’de okuyan üniversite öğrencileriyle paylaşılıyor. Bournemouth sahilini görmeden gitmek olmaz diye, okuldan 10 dakika yürüyerek sahile ulaştık. Bu yol üzerinde yine bir sürü seçeneği bulunuyor öğrencinin ancak bir de öyle bir seçenek var ki; Bournemouth’a giden kedi dostu öğrencilerimize müjde! Sokakta hayvan bulunmadığından, herkes evcil hayvanını evinde besliyor. Peki, bir kedi mırıltısı duyup sakinleşme isteğiniz varsa ne yapmalı? “Pause Cat Cafe” işte bu noktada devreye giriyor. Randevunuzu yazdırıp, yumuşacık kedileri sevmeye gidebiliyor, onları besliyor hatta onlara aylık cüzi bir miktara sponsor olabiliyorsunuz. İncelemek isteyenler için; https://pausecatcafe.co.uk/shop/sponsor-a-cat/

Son durağım olan Eurocentres Cambridge ise Eurocentres için amiral gemisi olarak adlandırabileceğim bir lokasyon. Cambridge şehrine vardığımızda kendimi önce Harry Potter’da yaşıyormuşum gibi hissettim. Büyülenerek etrafı izlerken bir yandan; sanırım tekrar öğrenci olsam gitmek isteyeceğim şehir kesinlikle Cambridge olurdu diye düşündüm. Cambridge bölgesinde özellikle okul olarak inşa edilmiş nadir okullardan biri olan Eurocentres kampüsü dil okulları arasında en büyük kampüse sahip. Okulun içinde bulunan büyük bir kütüphane sayesinde, öğrenciler ders çıkışlarında okul kafeteryasından kahvelerini alıp bu ferah kütüphanede ders çalışabiliyorlar. Aile yanları maksimum 30 – 35 dakikalık mesafelerde bulunduğundan ulaşım da gayet keyifli oluyor. Zaten okula 3 dakikalık bir mesafede otobüs durağı bulunduğundan, öğrencilerimiz ulaşımda sıkıntı çekmiyor. Okul kafeteryası yemyeşil bir bahçeye bakıyor, kafeteryada sıcak yemek çeşitliliği bugüne kadar gezmiş olduğum okullar arasında en iyisi diyebilirim. Salata bar’ından, tatlısına kadar her şey mevcut ve gayet lezzetli. Cambridge’de bisikletle ulaşım sağlamak ise insana ayrı bir keyif veriyor, gidecek olan öğrencilerimize tavsiyem Türkiye’de rahatlıkla yapamadığımız bisiklet kullanımının tadına sonuna kadar varmaları.

Dil eğitiminizi İngilizcenin ana vatanında almak, böyle harika bir fırsatı yakalamak ve hayatınıza “İyi ki” katmak, İngiltere’de yaşamak, öğrenci olmak ve benzeri her sorunuzla ilgili ben ve danışman arkadaşlarım size yardımcı olmaktan mutluluk duyacağız.