Yurt Dışında Eğitim Almanın Avantajları & Dezavantajları

Avantajlar:

1)​ Zamandan tasarruf ederiz.



Eğitim sistemimizde lisans programlarımız 4 sene sürerken, Avrupa, Birleşik Krallık ve İrlanda’da lisans programları 3 sene sürmektedir. Bu aynı zamanda yaşam giderlerinden tasarruf etmeyi sağlarken, bir yandan da lisans eğitimimizi yaşıtlarımızdan daha önce bitirmemize fayda sağlar.

2)​ Seyahat etmenin değerini anlarız.



Farklı bir ülkeye gidene kadar en sevdiğimiz yemeği aklımızda kodlamışken aslında yeni deneyimlerimizle belki de en sevdiğimiz yemeğin o olmadığına karar veririz. Kendimizi tekrar tanımaya ve keşfetmeye başlarız. Hiçbir yerde yaşayamayacağımız, hep dizilerde izlediğimiz sahnelerin başrolüne artık biz geçeriz. Biz yönetiriz, biz yazarız, biz oynarız… Bu deneyimler hem kişisel gelişimimiz açısından bizi iyi anlamda etkiler, hem de bir gün iş hayatımızda mutlaka karşımıza çıkar ve fark yaratırız.



3)​ Eğlencelidir!



Dünyanın her yerinden farklı arkadaşlar ediniriz, gezerek – görerek deneyimleriz, bir daha katılamayacağımız aktivitelere katılırız ve bunların hepsinde fazlasıyla eğleniriz.

4)​ Olgunlaşmamızı sağlar.



Üniversite eğitimine kadar hatta bitirdikten sonra bile ailelerimizin göz bebeği olmaya devam ederiz. Onlar için hep çocuk olarak kalacağız belki ama artık bizim de sorumluluk almaya başlamamız, sırtımızı onlara yaslamadan bazı şeyleri başarmamız lazım, değil mi ama? İşte bunun için ilk yurt dışı deneyimi o kadar önemli ki. Farklı şehirde eğitim almaya giden bir öğrenci bile bu değişikliği hissederken, yurt dışında okumaya gittiğinizde artık kendi ayaklarınız üzerinde durmaya başlamak için ilk adımı atmışsınız demektir. Hele bir de gittiğimiz ülke İrlanda gibi bize dil eğitiminde çalışma izni sunuyorsa… Ya da Kanada gibi lisans programı sırasında yine yarı zamanlı çalışabiliyorsak… O zaman işte hem kendimizi geliştirerek, hem de sorumluluk bilincimizi arttırarak aslında yurt dışında eğitim almaya hiç cesaret edemeyen adaylardan çok daha fazla deneyim kazanmış ve bir yandan da olgunlaşmış oluyoruz.

5)​ Diğer adaylardan öne çıkma fırsatı yakalarız.



Artık dünyada her şey İngilizceyle yürütülüyor, ne kadar kendimizi geliştirip bu anlamda farkımızı ortaya koyarsak o kadar işverenin gözünde de diğer adaylardan farklılaşıyoruz. Uluslararası ilişkiler, ekonomi, finans, reklamcılık, ve daha bir sürü alan düşünün… Sizce işveren hangi adayı değerlendirmek ister? Hiç yurt dışına çıkmamış ve bunun için bir çaba sarfetmemiş bir adayı mı yoksa kişisel gelişimine katkıda bulunmuş, farkı deneyimler ve dünya görüşleri elde etmiş; yabancı dilini geliştirmek için çaba sarfetmiş bir adayı mı? Özellikle Türkiye şartlarında cevap çok net.

Dezavantajlar:

1)​ Alıştığımız yeri bırakmak zordur.



Günlerce, haftalarca, aylarca havasını soluduğumuz o güzel yerleri, arkadaşları bırakmak zordur elbette… Alıştığımız yeri bırakmak kolay değil ama her güzel şeyin bir sonu mutlaka oluyorsa; önemli olan güzel ve kalıcı anılar yaratmak, o anların değerini bilmekte.

2)​ Aile özlemi bir başkadır dostum.



Kimse size ailenizi özlemeyeceğinizden bahsedemez. Öyle bir özleyeceksiniz ki, onların sizin yanınızda olmasını isteyeceksiniz. O anları onlarla paylaşmak, birlikte gülmek, üzülmek, eğlenmek, birlikte deneyimlemek için. Kış olacak anne çorbası çekecek canınız, yaz olacak memleket havasını özleyeceksiniz belki... Ama teknolojinin nimetlerinden biri de artık sevdiklerimizi cebimizde taşıyor olabilmek… Artık her yere onları yanımızda götürebilir, her şeyi anında onlarla paylaşabiliriz. Bu fırsatı hazır teknolojinin iyi yanlarından bahsedebiliyorken değerlendirebiliriz. Ya mektup bekleseydik? Bir kere yaşayacağımız bu deneyim için çorbamızı döndüğümüzde içeriz, memlekete gittiğimizde kuzenlerimize yaşadıklarımızı gülerek anlatırız.

3)​ Alışma dönemi en zorudur.



En zorlu dönem her zaman alışma dönemidir. Kimse kolay olacağından bahsedemez çünkü ilk gittiğiniz gün, bazen ilk hafta alışmak en zorudur bu süreçte. Biraz zaman verin kendinize, alıştığınız düzen gibi bir düzen beklerseniz ilk günden; işte o zaman her şey daha zor olur. Kendi yatağınız değil, kendi odanız değil, her zaman bindiğiniz otobüse binmiyorsunuz, kime adres soracaksınız? Her sabah günaydın dediğiniz tanıdıklarınız şu an yanınızda olmayabilir, yalnız hissedebilirsiniz… Bunlar her öğrencinin başına gelen ama bir hafta sonrasında her öğrencinin endişesinin keyife dönüştüğü anlar oluyor. Kendinize zaman tanıyın, emin olun her endişeniz geçecek ve o noktadan sonra sadece keyfini çıkartmaya başlayacaksınız.